Basın Açıklaması: Ulus Tarihi Kent Merkezine Danıştaydan OHAL Hukukuna Uygun Karar

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Bakanlar Kurulu'nun 2010 yılında aldığı Ulus Tarihi Kent Merkezi'nin yenileme alanı ilan edilmesine yönelik basın açıklaması yayınladı.

Basın açıklamasının tam metni şu şekilde: 

Ulus Tarihi Kent Merkezi için şehircilik esasları, korumaya ilişkin tüm ulusal ve uluslararası ilkeler yok sayılmakta, meslek odalarının ve bilim insanlarının uyarıları ciddiye alınmamakta ve devletin kurumları ele ele vererek bir şehrin tarihini yok edecek nitelikte kararların altına imza atmaktadır.

Ulus Tarihi Kent Merkezi, Ankara'nın tarihi yerleşim merkezi olmasının yanı sıra, sunduğu kamusal kullanımlar ile tarihi ve kültürel değerlerin yoğunlaştığı, ticari fonksiyonların çeşitlendiği, Ankara'nın hala en önemli merkezlerinden birisidir. Hatırlatmak isteriz ki, geçtiğimiz yıllarda içinde arkeolojik sit alanlarının ve iyi durumda tescilli yapıların olduğu çok geniş bir alandaki bütün yapılar "yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlık" olarak belirlenmiş ve Bakanlar Kurulu'nun 21.01.2010 tarihli kararıyla Başkent Ankara'nın tarihi merkezinin neredeyse tamamı "Yenileme Alanı" ilan edilmişti. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak bu kararı yargıya taşımamız üzerine 05.03.2015 tarihinde Danıştay 14. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Yürütmeyi durdurma kararının verilmesinden birkaç ay sonra 22.06.2015 tarihinde Bakanlar Kurulu yeni bir kararla alanı, bir miktar küçülterek fakat yine neredeyse tüm tarihi kent merkezini içine alacak şekilde yeniden "yenileme alanı" ilan etmiştir. Tarafımızca bu karar da bir önceki ile benzer sebeplerden dolayı yargıya taşınmıştır. Konuya ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış bilirkişiler %76'sının iyi ve orta derecede yapısal sorunu bulunmayan yapılardan oluştuğu tespitini yaptıkları bu alanın topyekûn "yıpranmış" olamayacağını bir sentez paftasıyla açıklamıştır. Bilirkişi heyeti yıpranmış olan kısımlara ulusal ve uluslararası mevzuat ve sözleşmelerden gelen yöntemlerle müdahalede bulunularak özgün dokuyu bozmayacak şekilde yeniden mekana kazandırılabileceğini, Bakanlar Kurulu kararının mevzuata, şehircilik ilke ve esaslarına uygun bir karar olmadığını belirtmiştir. Fakat Danıştay 14. Dairesi bir önceki yürütmeyi durdurma kararını ve teknik bilirkişilerin tespitlerini hiçe sayarak kararı hukuka uygun bulmuş, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi'nin yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Bu aşamada "Bir önceki kararından bu zamana ne değişmiştir de Danıştay fikir değiştirmiştir?" sorusu akıllara gelmektedir.

Söz konusu karar yaklaşık 20 gün önce Danıştay'ın kuruluşunun 149. Yılı töreninde gerçekleşen tartışmaları aklımıza getirmiştir. Törende hukuk diline bile aykırı olan OHAL KHK'larını destekleyen, kanun maddesini hiçe sayan YSK kararlarını güzelleyen ve bu süreçte "yargının özüne döndüğünü" söyleyen Danıştay Başkanı Zerrin Güngör; "(...) yargı kararları, taraf menfaatlerine göre değil, objektif, bilimsel ve hukuki kriterlere göre değerlendirilmelidir. Ne yazık ki, kimi zaman algı oluşturmak amacıyla sübjektif, haksız, ölçüsüz eleştiri ve değerlendirmeler, yargının saygınlığına zarar verici olmaktadır" sözlerine yer vermiştir. Gerçekle bağdaşmayan bu ifadeler değerlendirildiğinde, doğrudan teknik bir konuda teknik bilirkişilerin raporları göz ardı edilerek Danıştay hakimlerinin konu hakkında karar kılması tam olarak objektif, bilimsel bir raporun ortaya koyduğu kriterlerin reddini ve dolayısıyla da yargının saygınlığının zarar görmesini beraberinde getirmektedir. Bundan sonra yargı teknik konularda karar verebilmek için başvurduğu uzmanların bilimsel raporlarını redderek mi özüne dönecektir?

Bilindiği üzere bir ülkede adalete olan güven ve yargı saygınlığı kararların objektifliğine, hukukiliğine, bilimselliğine dayanmaktadır. Yargı kurumlarının saygınlıklarının zedelenmesine –bu zedelenmeyi kendileri gerçekleştiriyor olsalar bile- yurttaşlar olarak izin vermeyeceğimizi ve adaletin sağlanması noktasında mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz.

Bir şehrin tarihi kent merkezi herhangi bir kapsamlı çalışma, teknik bilgi ve araştırma yapılmaksızın Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin hazırlamış olduğu 3-5 sayfalık üstünkörü bir durum tespit raporuyla talan edilmek istenmekte, Bakanlar Kurulu bunun yolunu açacak olan kararın altına imza atmakta, Danıştay da bu hukuksuzluğun bir öznesi olarak üstünü örtmektedir. Maalesef ki tüm bu hikaye Türkiye'nin Başkenti Ankara'nın tarihi kent merkezinde geçmektedir.

Devlet'in danışma, inceleme ve karar organı olan yüksek yargının önemli bir parçası olan Danıştay örneğinde görüldüğü üzere yargı kurumları zedelenmektedir, bağımsızlıklarını kaybetmektedir. Devletin temel yönetim modeli olan "güçler ayrılığı" ilkesinin kırılması, ülkemiz genel siyasi atmosferinde yaratılan yasama organının işlevsizleştirilmesi, yürütme ve yargı organlarının iç içe girmesi durumu artık günlük yaşantımıza, kentlerimize, yaşam alanlarımıza doğrudan etki etmektedir. Kentlerimiz artık hukukun üstünlüğüne göre değil siyaset ve sermaye işbirliğinin gücüne göre şekillenmektedir. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak olağanüstü hal koşullarında giderek karanlıklaşan bu ortamda kentlerimize sahip çıkacağımızı, Ulus Tarihi Kent Merkezi'nin savunulması noktasında da mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Ekleyen: Nilüfer Karakoç